Yolları Böldük Kazaları Düşüremedik

Artan trafik kazaları gün ve gün ülke için büyük bir problem; bu anlamda atılan ilk adım, artan nüfus ve taşıt sayısının da etkisiyle kara yollarını bölmek ve modernize etmek. Ülkemizde Kara Yolları Genel Müdürülüğü sorumluluğunda ortalama 66.000 km uzunluğunda kara yolu var. Bu yolların ise 23.000 kilometresi bölünmüş yol, 2.200 kilometresi ise otoyol olarak hesaplanmaktadır. Halen yeterli bölünmüş yola sahip olmadığımız söylenebilir.

Kara yolları Türk toplumu için vazgeçilmez bir ulaşım aracıdır. Etrafımız denizler ile çevrili olmasına rağmen deniz yolları, özellikle kara yollarına oranla çok daha düşük düzeyde kullanılmaktadır. Bizim kadar denize kıyısı olmayan ülkeler dahi, deniz taşımacılığını ülke içinde bizden çok daha fazla kullanabilmektedir. Bir diğer önemli taşımacılık ise demir yolu ancak, halen demir yollarının yetersizliği de, bu ulaşım tipinin çok az kullanılmasına neden olmaktadır. Halbuki lojistik de deniz taşımacılığı ve demir ağı çok daha yüksek oranda kullanılabilse, trafik kazlarında azalma sağlanabilir ve maliyetler de bu bağlamda düşürülebilir. Bir kamyonetin ya da kamyonun taşıyabileceğinin tonlarca misli yük bu ulaşım araçlarında taşınabilir.

Her ne kadar bu konular tartışılsa dahi ülke için kara yolları taşımacılık ağı vazgeçilmez bir ulaşım türü. Belki denizlerimizi bu kadar etkin kullanamamamız tarihimizden gelen bir eksiklik. Çünkü geçmişimizde denizlerde Barbaros Hayrettin Paşa dönemi dışında büyük bir üstünlüğümüz olmamış. Karada fetih ve ilerleme konusunda çok daha ileri olduğumuzda tarihi bir gerçeklik. Tabi o zamanlar modern araçlar ve kara yolları olmadığı için kazalarda hayvanın huysuzlaşması ya da saldırıya uğramanız dışında bir kaza yaşamanız pek mümkün olmasa gerek. Bu bağlamda bu kadar karacı bir millet olmamıza rağmen kara yollarında gelişmemiz ve yol almamız gereken çok daha uzun yolumuz olduğu bir gerçek.

Trafik kazalarını azaltmada toplumun bilinçlendirilmesi gereken bir diğer önemli konuda toplu taşıma kullanımı. Günlük yaşamımızda gereksiz yere ne kadar çok bireysel araç kullanıldığı herkesin malumu. Burada devlete düşen iş, toplu taşımayı sadece İstanbul değil, küçük şehirlerde de belediyeler öncülüğünde geliştirmeli ve halkı teşvik edici politikalar uygulamalıdır.